MEB’in Yeni Düzenlemeleri Öğretmenin İş Yükü Tartışmasını Yeniden Alevlendirdi

Yönetmelik değişti, görevler genişledi; sendikalar “angarya”, Bakanlık ise “mesleki yükümlülük” diyor

ANKARA – Millî Eğitim Bakanlığı’nın 28 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, eğitim sisteminde yalnızca teknik değişiklikler getirmedi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli doğrultusunda rehberlikten ölçme-değerlendirmeye, gelişim raporlarından okul-aile iş birliğine kadar öğretmenlerin görev alanını yeniden şekillendiren düzenleme, eğitim sendikalarının uzun süredir dile getirdiği “artan iş yükü” tartışmasını yeniden gündemin ilk sıralarına taşıdı.

Yeni düzenlemeyle yönetmeliğe “Bütüncül Gelişim” ve “Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi” kavramları eklenirken; rehberlik hizmetleri, öğretmen gözlemleri, gelişim raporları, proje süreçleri, veli bilgilendirmeleri ve okul-aile iş birliği uygulamaları daha ayrıntılı biçimde tanımlandı. Ölçme ve değerlendirme süreçlerinin yalnızca sınav başarısına değil, öğrencinin sosyal-duygusal gelişimi ile öğretmen gözlemlerine de dayanacağı hükme bağlandı.

Ancak eğitim sendikalarına göre yönetmelikte yer verilen yeni sorumlulukların önemli bir bölümü öğretmenlerin günlük iş yükünü artırırken, bu görevlerin karşılığında çalışma koşulları veya özlük haklarına ilişkin herhangi bir iyileştirme yapılmadı.

Tartışmanın odağında Gelişim Raporu var

Öğretmenler açısından en fazla tartışılan uygulama ise Öğrenci Gelişim Raporu oldu.

Yönetmeliğe göre okul öncesinde Beceri Edinim Raporu ile Gelişim Raporu hazırlanması sürerken, ilkokullarda her dönem öğretmen görüşlerini, öğrencinin gelişim düzeyini, devam durumunu ve sosyal-duygusal becerilerini içeren Gelişim Raporu düzenleniyor. Ortaokullarda ise uygulama beşinci sınıftan itibaren kademeli olarak karneyle birlikte yürütülüyor ve raporların elektronik ortamda hazırlanması öngörülüyor.

Millî Eğitim Bakanlığı bu uygulamayı Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin temel ölçme-değerlendirme araçlarından biri olarak değerlendirirken, öğretmen sendikaları aynı uygulamanın sınıf içi eğitim faaliyetlerinin dışında önemli ölçüde bürokratik yük oluşturduğunu savunuyor.

Sendikalar: “Sorun pedagojik değil, çalışma koşulları”

Başta Eğitim Sen, Eğitim-İş, Türk Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen ve Anadolu Eğitim Sendikası olmak üzere farklı sendikalar farklı açıklamalarla ortak bir noktaya dikkat çekiyor.

Sendikalara göre öğretmenlerin son yıllarda;

  • Gelişim Raporu,
  • e-Okul veri girişleri,
  • proje değerlendirmeleri,
  • sosyal etkinlik modülleri,
  • veli bilgilendirmeleri,
  • dijital ölçme-değerlendirme uygulamaları,
  • rehberlik kayıtları

gibi çok sayıda yeni idari görevi üstlenmesine rağmen bu görevlerin karşılığında ek ders, ek süre veya yeni bir mali düzenleme yapılmadı.

Bu nedenle sendikalar, gelişim raporu uygulamasını “angarya” olarak nitelendirirken, birçok sendika üyelerine raporları doldurmama yönünde sendikal eylem kararı aldı.

MEB: “Bu görevler öğretmenlik mesleğinin doğal parçası”

Millî Eğitim Bakanlığı ise farklı bir değerlendirme yapıyor.

Bakanlık, öğrencinin akademik başarısının yanında sosyal, duygusal ve bireysel gelişiminin de takip edilmesinin çağdaş eğitim anlayışının gereği olduğunu, gelişim raporlarının yeni bir görev değil öğretmenin eğitim sürecini belgelendirmesine yönelik mesleki sorumluluk olduğunu savunuyor.

Yeni yönetmelikte de gelişim raporlarının hazırlanması, elektronik ortamda düzenlenmesi ve öğrenci dosyalarının güncel tutulmasına ilişkin hükümler ayrıntılı şekilde yer alıyor.

Uyuşmazlık mahkeme salonuna taşındı

İdari tartışma zamanla hukuki sürece dönüştü.

Millî Eğitim Bakanlığı, bazı sendikaların gelişim raporlarının doldurulmamasına yönelik aldığı eylem kararlarını yargıya taşıdı. İlk derece mahkemesinin verdiği karar sonrasında sendikalar, bunun sendikal hak ve özgürlükleri sınırlandırdığı görüşünü dile getirirken; Bakanlık ise kamu hizmetinin kesintisiz yürütülmesi ve öğrencilerin eğitim hakkının korunmasının öncelikli olduğunu savundu.

Yönetmelik neyi değiştirdi, neyi değiştirmedi?

28 Temmuz 2026 tarihli değişiklik, öğretmenlerin yerine getireceği süreçleri daha ayrıntılı tanımlıyor; rehberlik hizmetlerinden gelişim raporlarına, ölçme-değerlendirmeden okul-aile iş birliğine kadar birçok uygulamayı mevzuat düzeyinde güçlendiriyor.

Buna karşılık yönetmelikte;

  • öğretmenlere ek ders ücreti verilmesi,
  • idari iş yükünün azaltılması,
  • gelişim raporlarının hazırlanması için ilave çalışma süresi tanınması,
  • yeni özlük hakları sağlanmasına

ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmuyor. Bu durum, eğitim sendikalarının “artan sorumluluklara karşılık çalışma koşullarının iyileştirilmediği” yönündeki eleştirilerini sürdürmesine neden oluyor.

Tartışmanın özü: İş yükü mü, mesleki yükümlülük mü?

Bugün gelinen noktada taraflar aynı uygulamaya farklı pencerelerden bakıyor.

Millî Eğitim Bakanlığı, gelişim raporları ve benzeri uygulamaları öğrenciyi bütüncül değerlendirmeye yönelik eğitim politikalarının doğal bir parçası olarak görüyor.

Öğretmen sendikaları ise pedagojik hedeflerden ziyade bu hedeflere ulaşılırken öğretmene yüklenen bürokratik sorumlulukların ve karşılıksız emek tartışmasının çözülmesi gerektiğini savunuyor.

Dolayısıyla 28 Temmuz’da yayımlanan yönetmelik, teknik değişikliklerin ötesinde, eğitim sisteminde uzun süredir devam eden “öğretmenin artan görevleri ile çalışma koşulları arasındaki denge” tartışmasını yeniden görünür hâle getirmiş durumda.

  • Benzer Haberler

    Okula uyum haftasında aileler de sürece katılacak: Kamu çalışanı velilere idari izin

    Millî Eğitim Bakanlığı, yeni eğitim öğretim yılında öğrencilerin okula uyum sürecine ailelerin daha etkin katılmasını sağlayacak yeni uygulamaları hayata geçirecek. Okul öncesi, 1. sınıf ve 5. sınıf öğrencilerinin uyum eğitimleri…

    TEÇ-SEN Genel Başkanı Demirel’den “3Y” Çağrısı: Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasaklarla Mücadele

    TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve kültürel sorunlarının çözümü için “3Y formülü” olarak tanımladığı yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele çağrısında bulundu. Demirel, ekonomik göstergelerdeki iyileşmenin vatandaşın günlük…