İşçiler İçin Hafta Sonu ve Resmî Tatiller İzin Süresinden Sayılmazken, Memurlarda Aynı Günler İzin Hakkından Düşüyor. Kamu Personel Sistemindeki Bu Farklılık Yeniden Gündemde.
Yargıtay’ın kullanılmayan yıllık izin alacaklarının hesabına ilişkin son kararı, yalnızca iş hukukunu değil, kamu personel sistemindeki izin uygulamalarını da yeniden tartışmaya açtı. Karar doğrudan işçileri ilgilendirse de, memurlar açısından uzun yıllardır süren bir uygulama farklılığını yeniden gündeme taşıdı: Memurun yıllık izni neden takvim günü üzerinden, işçinin yıllık izni ise iş günü mantığına yakın şekilde hesaplanıyor?
Aynı Tatil, Farklı Sonuç
4857 sayılı İş Kanunu’na göre işçinin yıllık izni içine denk gelen hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günleri yıllık izin süresinden sayılmıyor.
Örneğin 14 günlük yıllık izin kullanan bir işçinin izin dönemine denk gelen bayram ve hafta tatilleri ayrıca değerlendiriliyor ve işçinin fiili dinlenme süresi uzuyor.
Memurlarda ise durum farklı.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 102 ve 103’üncü maddelerinde yıllık izin süreleri 20 ve 30 gün olarak belirlenirken, izinler “iş günü” değil “gün” esasına göre düzenleniyor. Bu nedenle yıllık izin süresine denk gelen cumartesi, pazar ve çoğu durumda resmî tatiller de izin süresinin içinde kabul ediliyor.
Hukuken Mümkün Ama Tartışmalı
Mevcut mevzuata göre memurlar açısından uygulamanın hukuki dayanağı bulunuyor.
Çünkü kanunda yıllık izin süresi “20 iş günü” veya “30 iş günü” olarak değil, doğrudan “20 gün” ve “30 gün” olarak düzenlenmiş durumda. Bu nedenle idareler yıllık izin hesabını takvim günü üzerinden yapıyor.
Ancak çalışma hayatı uzmanlarına göre burada tartışılması gereken başka bir konu bulunuyor:
Dinlenme hakkı bakımından aynı kamu hizmetini yürüten çalışanlar arasında ortaya çıkan farklılık makul bir gerekçeye dayanıyor mu?
Sendikaların Yeni Gündemi Olabilir
Kamu çalışanlarının temsilcileri uzun süredir ücret, kariyer ve özlük hakları kadar izin haklarının da güncellenmesi gerektiğini savunuyor.
Özellikle;
- Hafta sonlarının yıllık izin hesabındaki yeri,
- Resmî tatillerin izin süresine etkisi,
- Biriken izinlerin kullanımı,
- İzin hakkının korunması
gibi konuların yeni dönemde daha fazla tartışılması bekleniyor.
Uzmanlar, mevcut sistemin hukuka aykırı olmadığını ancak günümüz çalışma hayatı açısından yeniden değerlendirilmesinin mümkün olduğunu belirtiyor.
Danıştay Kararları Dinlenme Hakkına Vurgu Yapıyor
İdari yargı kararlarında da memurun izin hakkının anayasal bir dinlenme hakkı olduğu vurgulanıyor.
Danıştay’ın çeşitli kararlarında, memurun yasal izin hakkının gerekçesiz şekilde kullandırılmamasının hukuka aykırı olduğu ve hatta tazminat sorumluluğu doğurabileceği ifade ediliyor.
Bu durum, izin hakkının yalnızca idari bir işlem değil, aynı zamanda çalışanların temel haklarından biri olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
Mevzuat Değişikliği Olmadan Sonuç Değişmez
Uzmanlara göre bugün itibarıyla bir memurun, “Hafta sonları ve resmî tatiller yıllık iznimden düşülmesin” talebiyle açacağı davanın başarı şansı oldukça düşük.
Çünkü mevcut mevzuat izin sürelerini takvim günü esasına göre düzenliyor ve yerleşik uygulama da bu yönde devam ediyor.
Buna rağmen işçiler lehine gelişen izin uygulamaları, kamu personel sistemindeki farklılıkların yeniden tartışılmasına neden oluyor.
Asıl Soru Şu
Türkiye’de aynı anayasal dinlenme hakkından yararlanan iki çalışan grubundan biri yıllık iznini hafta tatili ve bayram günleri dışında kullanırken, diğerinin izin süresi neden takvim günü üzerinden hesaplanıyor?
Yargıtay’ın son kararı doğrudan memurları kapsamasa da, kamu personel rejiminde uzun yıllardır konuşulan bu soruyu yeniden gündemin üst sıralarına taşımış durumda.






