Şube müdürlerine yönelik yeni tazminat düzenlemesini eleştiren TEÇ-SEN, mali hak iyileştirmelerinin yalnızca belirli bir kesimi değil, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki tüm çalışanları kapsaması gerektiğini savundu.
Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev yapan şube müdürlerinin özel hizmet tazminatlarına yönelik son düzenleme, eğitim camiasında yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (TEÇ-SEN), düzenlemenin mevcut haliyle çalışma barışını zedelediğini belirterek, öğretmen kökenli ve öğretmen dışı kökenli şube müdürleri arasında mali hak farklılığı oluşturulmasına tepki gösterdi.
Sendika, sorunun yalnızca şube müdürleriyle sınırlı olmadığını, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan şefler, teknik personel, memurlar, veri hazırlama ve kontrol işletmenleri (VHKİ), bilgisayar işletmenleri ve yardımcı hizmetler sınıfındaki çalışanların da kapsamlı bir mali hak düzenlemesine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
“AYNI UNVAN, AYNI SORUMLULUK, FARKLI HAK OLMAZ”
TEÇ-SEN tarafından yapılan değerlendirmede, şube müdürlüğünün idari bir görev olduğu vurgulanarak aynı kadroda görev yapan personelin geçmiş meslek kökenine göre ayrıştırılmasının kamu yönetimi anlayışıyla bağdaşmadığı ifade edildi.
Sendika yetkilileri, aynı unvana sahip, aynı yetkiyi kullanan ve aynı sorumluluğu taşıyan yöneticiler arasında mali hak farklılığı oluşturulmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savunuyor.
TALEP SADECE ŞUBE MÜDÜRLERİYLE SINIRLI DEĞİL
TEÇ-SEN’in gündeme taşıdığı öneriler arasında yalnızca şube müdürleri değil, Milli Eğitim Bakanlığı’nın tüm hizmet sınıflarını kapsayan bir mali hak reformu yer alıyor.
Sendika;
- Şefler için hizmet yılına dayalı kademeli özel hizmet tazminatı,
- Teknik personel için uzmanlık ve risk esaslı iyileştirme,
- Memur, VHKİ ve bilgisayar işletmenleri için hizmet süresine bağlı mali hak artışı,
- Yardımcı Hizmetler Sınıfı çalışanları için özel iyileştirme,
talebinde bulunuyor.
Önerilerde özellikle 5, 10, 15, 20, 25 ve 30 yıllık hizmet sürelerine göre kademeli bir tazminat sistemi oluşturulması gerektiği vurgulanıyor.
“LİYAKATLE YÜKSELENLER CEZALANDIRILMAMALI”
TEÇ-SEN’in dikkat çektiği bir diğer başlık ise görevde yükselme sınavlarıyla yönetici kadrolarına atanan personelin durumu oldu.
Sendika, sınavla ve liyakat esasına göre şube müdürü olan personelin kapsam dışında bırakılmasının kamu yönetiminde motivasyonu düşüreceğini belirterek, devletin görevde yükselmeyi teşvik eden bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini savundu.
EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET VURGUSU
TEÇ-SEN açıklamasında mali hakların belirlenmesinde kişinin geçmiş mesleğinin değil, mevcut görevinin, sorumluluğunun, yetkisinin ve hizmet süresinin esas alınması gerektiği ifade edildi.
Sendika, “eşit işe eşit ücret” ilkesinin yalnızca söylemde kalmaması gerektiğini belirterek, aynı görev ve sorumluluğu taşıyan kamu çalışanları arasında mali hak farklılığına yol açan uygulamaların yasal güvenceyle önlenmesini istedi.
GÖZLER MEB’DEN GELECEK ADIMLARDA
Kamu çalışanlarının mali haklarına ilişkin tartışmalar sürerken, eğitim sendikalarının talepleri de gündemdeki yerini koruyor.
TEÇ-SEN, yapılacak yeni düzenlemelerin yalnızca belirli kadroları değil, eğitim hizmetinin bütününü oluşturan tüm çalışanları kapsaması gerektiğini savunuyor.
Sendikaya göre eğitim sistemi; öğretmeninden yöneticisine, teknik personelinden memuruna, yardımcı hizmetler çalışanından şefine kadar büyük bir bütün oluşturuyor ve bu bütünün hiçbir parçası mali haklar bakımından göz ardı edilmemeli.
“MEB’de adalet, sadece bir kadro için değil; tüm eğitim çalışanları için sağlanmalıdır.” tartışmanın merkezindeki en güçlü mesaj olarak öne çıkıyor.







